5 dakika

Çalışma hayatında hem işverenlerin hem de çalışanların en hassas olduğu konuların başında maaş gelir. Maaşa ek olarak yapılan yol, yemek yardımı, ikramiye, prim, sosyal yardım ödemeleri gibi ödemeler de işçi ve işveren arasındaki parasal ilişkinin konusunu oluşturur.

avans nedir

Adı geçen tüm bu ödemelerin yanında bir tanesi vardır ki, söz konusu olduğunda işçi ve işveren çoğu zaman karşı karşıya gelir. İstemesi de, vermesi de ve geri ödemesi de zor olan bu ödeme avans ödemesidir.

Avans nedir?

Avans, bir çalışanın maaş döneminden önce işverenden aldığı ödemedir. Daha detaylı tanımlamak gerekirse; henüz tam olarak çalışıp, ücretini hak etmediği ay içinde, belli sebeplerden dolayı paraya ihtiyaç duyan çalışanın, geri ödemek koşuluyla işverenden aldığı borç paraya avans denir.

Avans, çalışanlar için çoğu zaman istemesi zor, işverenler için de verilmesi pek tercih edilmeyen bir ödemedir.

Peki çalışanı da, işvereni de kararsızlık içinde bırakan avans, çalışanın hakkı ya da işverenin görevlerinden biri midir? İşveren avans talep eden çalışana, avans vermek zorunda mıdır?

Ücret ödeme borcu

4857 sayılı İş Kanunu’na göre işverenin işçiye karşı bir takım borçları vardır. Bu borçların en önemlisi ücret ödeme borcudur. Ücret ödeme borcu işçi ile işveren arasında kurulan iş ilişkisinin temelini oluşturan iş görme ve ücret ödeme borçlarından, işverenin payına düşen tarafıdır. İşçi işverene karşı iş sözleşmesinden doğan borçlarını yerine getirmesinin karşılığı olarak belli periyotlarla ücret alır. İşveren, işçi iş görme borcunu yerine getirdiyse ona ücretini ödemekle yükümlüdür. 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Ücret ve ücretin ödenmesi” başlığı altında bulunan 32. maddesinde;

“Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.”

ifadesi ile ücretin hangi periyotlarda ödeneceği açıklanmıştır.

İş kanununda yeri var mı?

4857 sayılı İş Kanunu’nun “Ücret ve ücretin ödenmesi” başlığı altında ücretin nasıl ve hangi periyotlarda ödeneceği anlatılmıştır. Bu madde ya da farklı herhangi bir maddede işçinin avans talebi ve işverenin avans ödemesiyle alakalı herhangi bir ifade bulunmamaktadır. Yani İş Kanunu avans ile ilgili herhangi bir düzenleme yapmamış, işçiye bu yönde bir hak vermemiş ya da işverene bir sorumluluk, bir ödev yüklememiştir.

Borçlar kanunu ne diyor?

Her ne kadar 4857 sayılı İş Kanunu, işçinin avans talebi ve işverenin bu talebe cevap vermesiyle alakalı bir düzenleme yapmamış olsa da, hizmet sözleşmesinin esaslarına ilişkin bir takım düzenlemeler yapan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu avans konusuna yer ayırmıştır. Türk Borçlar Kanunu’nun “Ücretin ödenmesi” başlığı altındaki 406 maddesi;

“Aksine âdet olmadıkça, işçiye ücreti her ayın sonunda ödenir. Ancak, hizmet sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle daha kısa ödeme süreleri belirlenebilir. Daha kısa bir ödeme süresi kararlaştırılmamışsa veya aksine âdet yoksa, aracılık ücreti her ayın sonunda ödenir. Ancak, işlemlerin yapılması altı aydan daha uzun bir süre gerektirdiği takdirde, aracılık ücreti asıl ücrete ek olarak kararlaştırılmışsa, yazılı anlaşmayla ödeme daha ileri bir tarihe bırakılabilir. Asıl ücrete ek olarak üretilenden pay verilmesi öngörülen hâllerde, ürün payı belirlenir belirlenmez, cirodan veya kârdan pay verilmesi kararlaştırılan hâllerde ise payın, hesap dönemini izleyen en geç üç ay içinde belirlenerek ödenmesi şarttır. İşveren, işçiye zorunlu ihtiyacının ortaya çıkması hâlinde ve hakkaniyet gereği ödeyebilecek durumda ise, hizmetiyle orantılı olarak avans vermekle yükümlüdür. “

şeklindedir. Bu madde tıpkı iş kanununda olduğu gibi, ücretin ödenme süresiyle ilgili hükümler içermekle beraber, avans ile ilgili de kesin bir hüküm vermiştir. “İşveren, işçiye zorunlu ihtiyacının ortaya çıkması hâlinde ve hakkaniyet gereği ödeyebilecek durumda ise, hizmetiyle orantılı olarak avans vermekle yükümlüdür.” cümlesiyle Borçlar Kanunu’na göre işverenin işçinin avans talebine olumlu cevap vermekle yükümlü olduğunu söylemektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken iki detay vardır. Birincisi işçinin avans talebinde bulunabilmesi için bir takım şartları sağlamış olmasıdır. Bunlar;

  • İşçinin zorunlu bir ihtiyacının olması,
  • İşveren avansı ödeyebilecek durumda olmalı,
  • Avans miktarı işçinin hizmetiyle orantılı olmalı,

şartlarıdır. Diğer detay ise bu hükmün İş Kanunu’nda değil Borçlar Kanunu’nda verilmiş olmasıdır. Yani Borçlar Kanunu her ne kadar işveren avans talep eden işçiye belli koşullar sağlanmışsa avans vermek zorundadır dese de çalışma hayatını düzenleyen kanun, esas olarak İş Kanunu olduğundan ve İş Kanunu’nda avansla ilgili bir hüküm bulunmadığından işverene böyle bir ödev yüklemek mümkün değildir.

Sonuç

Avans, yazımızın başında da ifade ettiğimiz gibi, işçi için istemesi, işveren için de vermesi zor bir ödemedir. Bununla birlikte İş Kanunu’nda yeri yokken, Borçlar Kanunu’nda kendine yer bulmuştur. Bir düzenleme yapılana kadar avans talebinin işçinin hakkı, avans talebine olumlu cevap vermenin de işverenin görevi olduğunu söylemek mümkün olmayacaktır. Yine de Borçlar Kanunu’nun ilgili maddesinde sayılan koşullar yerine getirilimişse, yani işçinin gerçekten zorunlu ihtiyacı var, işverenin de ödeme gücü bulunuyorsa, insani açıdan değerlendirildiğinde avans talebine olumlu cevap vermek doğru olacaktır. Yine de bir kez daha ifade etmek gerekirse, işverenin işçiye avans vermek gibi bir zorunluluğu bulunmamaktadır.


Kaynakça:

4857 Sayılı İş Kanunu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

Fahri Taşdemir

Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünden mezun oldu. Lisans uzmanlığından ötürü çalışma hayatına karşı duyduğu ilgi onu özellikle İş Hukuku konusunda çalışmalara yönlendirdi. Kolay İK olarak İKütüphane'yi kendisine emanet ettik ve başyazar olarak görevlendirdik. Bununla birlikte bir yılı aşkın bir süredir Kolay İK kullanıcılarının memnuniyeti ondan sorulmaktadır. Ayrıca dans etmeyi ve kendisinden yaşlı makinesiyle fotoğraf çekmeyi çok sever.

Bir önceki içerik Bir sonraki içerik